15 Nisan 2016 Cuma

DİASTEMA TEDAVİSİ - DİŞLERİNİZİN ARASINDA ARALIK MI VAR?

Dişlerin arasındaki aralık veya boşluklara diastema denir ve kişinin gülümsemesinde uyumsuzluk yaratarak kişinin gülüşü ile birlikte psikolojisini de etkilemektedir. Diastema tedavisinde güzel sonuçlar elde edilebilmesi için, etyolojik faktörlerin tespiti, yumuşak doku morfolojisi ve dişlerin kapanışının incelenmesi, hastanın isteği ve estetik kaygısı için detaylı bir planlama  gerekmektedir. Başarılı bir tedavi için ortodontistin, restoratif diş hekiminin ve diş eti uzmanının multidisipliner yaklaşımı gerekmektedir.

Ortodontist - Diastema - Dişler Arası Boşluk Kitap - Korkmaz Sayınsu
Diastemanın Estetik ve Fonksiyonel Tedavisi - Korkmaz Sayınsu







2016 yılının başında Springer yayıncılık tarafından basılan Doç. Dr. Derya Germeç Çakan ile ilgili bölümleri yazdığımız ‘’Esthetic and Functional Management of Diastema’’ (Diastemanın Estetik ve Fonksiyonel Tedavisi) adlı kitabımız, dişler arasındaki boşluğun multidisipliner tedavisi hakkında yazılmış ilk detaylı kitaptır.    











Diastema Tedavisi - Ortodontist - Dişler Arası Boşluk Tedavisi
Diastema - Dişler Arası Boşluk - FOTO 1


Dişler arasındaki aralığın hangi yaşta karşımıza çıktığı önem taşımaktadır. Çünkü, tedavi yöntemleri dişlenme durumuna göre birbirlerinden farklıdır. Örneğin, süt dişlenme döneminde süt dişlerinin arasındaki aralıkların tedavi gereksinimi yoktur. Kalıcı dişlerin toplam boyutu süt dişlerinkinden büyük oldukları için, diastema varlığı istenen bir durumdur (Foto 1). Alttan gelecek olan büyük daimi dişler, süt dişlerinin arasındaki boşluklar ve aynı zamanda çenelerin büyümesi sayesinde çapraşıklık olmadan yerlerine süreceklerdir. Karışık dişlenme döneminde, yani süt dişleri düşmeye başlayıp kalıcı dişler sürmeye başladığında ise, ön kesici dişler arasındaki aralık 4 mm’ye kadar ise, köpek dişlerinin sürmesinden önce tedavi ihtiyacı gerektirmez (Foto 2). Çünkü, köpek dişleri doğru yerlerine sürerken ön dişlerin arasını sıkıştırmakta ve aralığın azalmasını ve kapanmasını sağlamaktadır. 4 mm ve 4 mm’den büyük boşluklar için ise, bakılması gereken başka durumlar vardır. Örneğin, dişlerin orta hattında patolojik bir oluşumun veya fazladan bir dişin olup olmadığı radyolojik muayenede incelenmeli, parmak emme veya dil yutkunması gibi dişlerin arasının açılmasına veya açık kalmasına neden olan alışkanlık olup olmadığı sorgulanmalıdır. Ortodontik muayenelerin erken yaşta olması bu gibi durumların erken tespiti ve tedavisi için büyük önem taşımaktadır.

diastema tedavisi - ortodontist - dişler arası boşluk tedavisi
Diastema - Dişler Arası Boşluk - FOTO 2

Kalıcı dişlenme döneminde ise, ön dişler arasındaki boşluklar, üst ve alt dişlerin boyut uyumsuzluğundan, büyük dil varlığından, dişeti hastalıkları yüzünden veya frenilum denen dudak ile dişetinin arasındaki bağ dokusundan kaynaklanabilmektedir. Dişlerin arasındaki boşluğun nedenleri farklı olduğu için tedavi yöntemleri de farklıdır. Ortodontik tedavi ile birlikte diğer diş hekimliği uzmanlık alanlarından da yardım alarak diastema tedavisi yapmak gerekmektedir. Ortodontik tedavi ile dişlerin boşlukları düzenlenip daha sonra restoratif uygulamalar yapıldığında, dişlerdeki altın oran bozulmamış ve dişlerin boyutları uyumlu hale getirilmiş olur.

diastema tedavisi - ortodontist - dişler arası boşluk tedavisi
Diastema - Dişler Arası Boşluk - FOTO 3

Ayrıntılı incelemek isteyen hastalarımız için; https://ortodontist.net

4 Mart 2016 Cuma

ŞEFFAF PLAKLAR İLE TELSİZ ORTODONTİK TEDAVİ

ŞEFFAF PLAKLAR İLE TELSİZ ORTODONTİK TEDAVİ

Telsiz ortodontik tedavi, hastaların takıp çıkartabildiği plastik şeffaf plaklar ile yapılmaktadır. Hastanın dişlerinin kalıplarından elde edilen ve birebir hastaya özel olarak hazırlanan plaklar, dişlerin üzerine kuvvet uygulayarak dişlerin kemik içinde hareket etmesini sağlar. Günde 20-22 saat yemekler ve diş fırçalamak dışına kullanılması gereken plakların sabit olarak uygulanan tellere göre hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır.

Öncelikle avantajlarına bakacak olursak; şeffaf plaklar dişlere takılıp çıkartılabildiği için sabit braket ve tellere göre daha estetik dururlar, hastalar yeme içmede kısıtlama yaşamazlar ve ağız temizliğini daha iyi sağlayabilirler. Dezavantajları ise, hastaya bağlı bir tedavi olması ve iyi bir kooperasyon gerektirmesidir. Ayrıca, sabit braket ve tellere göre şeffaf plaklarla dişlerde elde edilen üç boyutlu hareketin çok daha kısıtlı gerçekleşmesi de yapılacak tedavi seçeneklerini kısıtlamaktadır.  

Ortodontide Telsiz Tedavi - Şeffaf Plaklar
Telsiz Ortodontik Tedavi - Şeffaf Plak


Bu sebeplerden dolayı, şeffaf plaklar ile yapılacak olgunun doğru seçimi çok önemlidir. Şu anki teknolojilerle ve malzemelerle hafif ve orta çapraşık dişlerin tedavisi şeffaf plaklarla kabul edilebilir sonuçlar yaratmaktadır. 

Ortodontik Tedavide Şeffaf Plakların Ağız İçi Görünümü
Şeffaf Plakların Ağız İçi Görünümü - Şeffaf Plak


Şeffaf plaklar ile dişin hareket ettirilme miktarı iki haftada ortalama 0,3  mm'dir. İki haftada bir plaklar yenilenir, böylece dişin hareket devamlılığı sağlanmış olur. Çapraşıklık veya hareket miktarına göre hastanın kaç adet plak kullanması gerektiği bilgisayar programında dijital olarak yapılan tedavi planlaması sonucunda belli olur. Hasta, dişlerinin hareketini bilgisayar ortamında 3 boyutlu olarak izleyebilir ve dişlerinin alacağı son hali görebilir.

Şeffaf Plak Dış Görünüm
Telsiz Ortodontik Tedavi - Şeffaf Plakların Gülümserken Görünümü


Biz kliniğimizde, şeffaf plak olarak yalnızca ortodonti uzmanları ile çalışan ''EON Aligner'' markasını kullanmaktayız. Kendi internet sitelerinde, diğer şeffaf plak firmalarına göre neden daha üstün oldukları belirtilmektedir.

20 Ocak 2016 Çarşamba

Renkli Dişteli - Braketler


Braketlerin çevresindeki rengarenk lastikler hiç de masum değiller! 


Bu yazımızda, metal braketler ile uygulanan rengarenk ve şirin görünen ya da  estetik braketlerle uygulanan ve nispeten şeffaf görünen elastik ligatürlerin ağız hijyenine olan kötü etkisinden bahsedeceğiz. Özellikle gençlerin talep ettiği renkli lastikler maalesef  masum değiller!


“Kendinden bağlanan braketler başlığı altında braketlerin ve tellerin çalışma mekanizmasını anlatmıştık. Özetle, dişleri hareket ettiren tellerin, dişlerin üzerine yapıştırılan braketlerin içinde tutulma şekillerinin, çelik ligatür teliyle bağlama, elastik ligatürle bağlama ve kendinden bağlanan braketler üzerinde bulunan kapaklar ile bağlama olarak üç başlık altında incelendiğini söyleyebiliriz. Bu üç yöntem içinde en fazla sürtünme katsayısına sahip olan elastiklerle bağlama yönteminin, dişlerin daha yavaş hareket etmesine neden olduğunu bilmekteyiz. Bu dezavantajın dışında, elastik ligatürlerin ağız hijyenini kötü etkilediğine dair yayımlanmış çalışmalar da mevcuttur.


Resim 1: Kendinden bağlanan braketler model üzerinde (renkli dişteli)
Resim 1: Kendinden bağlanan braketler model üzerinde
Paslanmaz çelik ligatür model üzerinde (renkli diş teli)
Resim 2: Paslanmaz çelik ligatür model üzerinde



Elastik ligatürler model üzerinde (renkli diş teli)
Resim 3: Elastik ligatürler model üzerinde 

Ortodontik aygıtların ağıza yapıştırılmasından sonra, dişlerin üzerinde mikrobiyal dental plak birikmesi için bir çok yeni alanlar oluşmaktadır. Bu sebeple, ortodontik tedavi sırasında dişlerin üzerinde bulunan dental plak ve tükürük içinde, çürük yapıcı mikroorganizma, Streptococcus Mutans ve Laktobasili sayılarında artış olduğu bir çok araştırmacı tarafından tespit edilmiştir.(1-4) Ayrıca, dişeti iltihabına sebep olan dişeti patojenlerinde de artış gözlenmiştir.(5) Mikroorganizmaların bu artışı da dişeti hastlalıklarına, diş çürüğüne ve ağız kokusuna sebep olmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, biz ortodontistler hastalara dişlerini, dişetlerini ve braketlerini çok iyi fırçalamaları gerektiğini ısrarla söylemekteyiz. 

Başka bir ortodontist tarafından tedavi edilen bir hastanın ağız içi fotoğrafı. Geleneksel braketlerin çevresindeki sararmış elastik halkalar görülmektedir. Hatta kesici dişteki braketin çevresindeki lastik tam takılmamış durmaktadır!
(Resim 4: Başka bir ortodontist tarafından tedavi edilen bir hastanın ağız içi fotoğrafı. Geleneksel braketlerin çevresindeki sararmış elastik halkalar görülmektedir. Hatta kesici dişteki braketin çevresindeki lastik tam takılmamış durmaktadır!)


Ligatürleme yöntemlerinin ağız hijyenine etkisi bir çok makalede incelenmiştir. (1, 4, 6-8) Paslanmaz çelik ligatür telleri ile elastik ligatürlerin karşılaştırıldığı bir makalede, elastic ligatürlerin dişeti sağlığına daha fazla zarar verdiği tespit edilmiştir. (6)  Bazı çalışmalarda, mikrobiyal birikimin en çok elastik ligatürlerin kullanıldığı durumlarda görüldüğü bulunurken, en az da kendinden kapaklı braketlerin kullanıldığı durumlarda olduğu belirtilmiştir.(1,4,7) Bir başka çalışmada ise, bakteri birikimi açısından kendinden bağlanan braket ile tel ligatür arasında fark gözlenmemiştir. (8)
Kendinden bağlanan braketler ile elastik ligatür karşılaştırması. Fotoğrafın sol tarafındaki yan kesici dişteki geleneksel braketi ve elastik halkayı görmekteyiz.(4)
Resim  : Kendinden bağlanan braketler ile elastik ligatür karşılaştırması. Fotoğrafın sol tarafındaki yan kesici dişteki geleneksel braketi ve elastik halkayı görmekteyiz.(4) 



Sonuç olarak, renkli veya şeffaf elastik ligatürler braketlerin çevresinde daha fazla bakteri kolonizasyonuna sebep olmakta, bunun sonucu olarak da ortodontik tedavi sırasında braketlerin çevresinde beyaz lezyonlar, diş çürükleri, dişeti kanaması ve dişeti iltihabı gözlenme olasılığı çok artmaktadır. Bizim düşüncemiz de, araştırmacıların da tavsiye ettiği gibi, tellerin, braketlerin içinde tutulması için tel ligatür veya kendinden bağlanan braketlerin kullanılmasıdır.


1-Forsberg CM, Brattstro ̈m V, Malmberg E, Nord CE. Ligature wires and elastomeric rings: two methods of ligation, and their association with microbial colonization of streptococcus mutans and lactobacilli. Eur J Orthod 1991;13:416-20.          
2-Rosenbloom RG, Tinanoff N. Salivary streptococcus mutans levels in patients before, during, and after orthodontic treatment. Am J Orthod Dentofacial Orthop 1991;100:35-7.
3- Fournier A, Payant L, Bouclin R. Adherence of streptococcus mutans to orthodontic brackets.  Am J Orthod Dentofacial Orthop 1998;114:414-7.

4-Pellegrini P, Sauerwein R, Finlayson T, McLeod J, Covell DA Jr, Maier T, Machida CA. Plaque retention by self-ligating vs elastomeric orthodontic brackets: quantitative comparison of oral bacteria and detection with adenosine triphosphate-driven bioluminescence. Am J Orthod Dentofacial Orthop. Apr;135(4):426, 2009
5-Lundström F, Hamp SE, Nyman S. Systematic plaque control in children undergoing long-term orthodontic treatment. Eur J Orthod 1980;2:27-39.
6- Alves de Souza R1, Borges de Araújo Magnani MB, Nouer DF, Oliveira da Silva C, Klein MI, Sallum EA, Gonçalves RB. Periodontal and microbiologic evaluation of 2 methods of archwire ligation: ligature wires and elastomeric rings. Am J Orthod Dentofacial Orthop. Oct;134(4):506-12, 2008.
7-Hassan KS, Alagl AS, Ali I. Periodontal status following self-ligature versus archwire ligation techniques in orthodontically treated patients- Clinical, microbiological and biochemical evaluation. Orthodontic Waves 69, 164–170, 2010
8- Baka ZM, Basciftci FA, Arslan U. Effects of 2 bracket and ligation types on plaque retention: a quantitative microbiologic analysis with real-time polymerase chain reaction. Am J Orthod Dentofacial Orthop. Aug;144(2):260-7,  2013

8 Eylül 2015 Salı

Dünya Barış Günü' nden Arda Kalanlar

Dünya Barış Günü' nden Arda Kalanlar smile ifade simgesi

Dün sabah kliniğimize bir telefon geldi. Telefon açan kişi bisikletiyle dünya turuna çıkan ve şu sıralar Türkiye’ de bulunan Silvia Rodrigo’ ydu.


Görmekte olduğu ortodontik tedavisinin aksamaması ve sağlıklı bir şekilde devam etmesi için tedavisini yürüten doktoruyla görüşmüş. Doktoru da Türkiye’ de, tedavisinde kullanılan braket ve teller ile tedavi yapan bir klinikte ortodontik kontrollerini yaptırabileceğini aktarmış. Sylvia da bizim kliniğimize ulaşıp randevusunu almış.


Böylece hem Sylvia ile tanışma fırsatı yakaladık hem de ortodontik kontrollerini yaptık. Tedavisine devam ettik.


Sylvia’ yı seyahatinin diğer duraklarına doğru uğurladık, geriye de bu keyifli anların fotoğrafları kaldı. smile ifade simgesi
Ayrıca kendisini; evinden çok uzaklarda bile olsa ortodontik tedavisine devam ettiği, aksatmadığı için kutluyoruz.


27 Temmuz 2015 Pazartesi

DİŞ GICIRDATMA NEDİR?

DİŞ GICIRDATMA BELİRTİLERİ



-Dişlerinizin boylarında kısalma görüyorsanız,

-Sabahları uyandığınızda çene kaslarınız ağrıyorsa,
-Sabahları ağzınızı açmakta zorluk çekiyorsanız;
 Dişlerinizi sıkıyorsunuz/gıcırdatıyorsunuz!
Mutlaka diş hekimine muayene olunuz. 


Ayrıntılı bilgi için;
https://www.ortodontist.net sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

15 Mayıs 2015 Cuma

AĞIZ SOLUNUMU

Ağız Solunumu

Çocuğunuz burnu yerine ağızdan mı nefes alıyor?
           
Vücudumuzun nefes alma organı burundur ve sağlıklı bireyler burundan nefes alır. Burun solunumu sırasında alınan hava, kılcal damarlar sayesinde nemlenir, uygun sıcaklığa gelir ve bu şekilde akciğerlere iletilir. Ayrıca, burnun içindeki küçük tüyler sayesinde havadaki tozlar ve mikroorganizmalar tutulur ve havadaki hastalık yapan etkenler filtrelenmiş olur.

Eğer burun çeşitli sebeplerle tıkalıysa, hasta kısmen veya tamamen ağızdan nefes almaya başlar. Burundan nefes alamama durumu, deviasyon denilen burnun içindeki kemik-kıkırdak eğriliği gibi anatomik anomalilere, yabancı bir cisimle tıkanmaya, burun konkalarının şişmesine, bademciklerin ve geniz etinin büyük oluşuna, alerjik hipertofik rinite, sinüzite ve kronik iltihaba bağlı burun mukozasının uzun süreli enflamasyonuna bağlı gelişebilir. Günümüzde hava kirliliğinin artması ve  çocukların daha fazla alerjenlere maruz kalmaları da ağız solunumuna sebep olmaktadır (1).



Ağızdan nefes almanın tehlikeleri nelerdir?

Ağızdan nefes almak sağlıklı olmayan bir solunum şeklidir. Ağızdan alınan hava herhangi bir filtreleme mekanizması olmadan doğrudan solunum yoluna aktarılır. Burundan alınan hava gibi yeterince ısınmaz ve nemlenmez. Boğaz kuruluğunun sebebi ağız solunumudur ve bademcik iltihabı ve faranjit gibi hastalıklara sebep olmaktadır. Bebeklerde ve çocuklarda meydana gelen orta kulak iltihabının en büyük sebebi de burun tıkanıklığıdır. Burun solunumu yapmayan ve nefes alabilmek için sürekli ağzını açık tutan çocuklarda, hava yolları da yeterince gelişememiştir. Uyku sırasında apne ve horlama sıklıkla görülmekte ve uyku kalitesi bozulmaktadır. Yalnızca geceleri salgılanan büyüme hormonunun da azalmasına bağlı olarak yeterli büyüyememe ve kilo alamama gibi sorunlarla da karşılaşılmaktadır. Dinlenmiş şekilde uyananamama ve gözlerinin altındaki kronik yorgunluk halkaları da tipik bulgulardır (1).




Ağızdan nefes almak dişleri etkiler mi?

Ağız solunumu yapmak baş boyun iskelet sistemini direk olarak etkilemektedir. Ağızdan başlayan değişiklik çeneleri, baş, boyun ve bel omurlarını ve dolayısıyla tüm vücudu kötü etkiler. Çünkü, bütün bu yapılar birbirleriyle bağlantılıdır.  Ağız solunumu yapan çocuklar daha rahat nefes alabilmek için başlarını öne doğru uzatırlar, öne doğru eğilirler ve başı geriye doğru yatırırlar. Bu da ön ve yan boyun kaslarının hiperaktivitesine, köprücük kemiklerinin  ve birinci kaburga kemiklerinin yükselmesine ve kambur duruşa sebep olur. Bu duruş şekli hyoid üstü kasların kısalmasına ve hyoid altı kasların uzamasına sebep olur. Ağız solunumu sonucu oluşan yüz tipine ''adenoid yüz tipi'' denmektedir. Nefes alabilmek için alt çeneyi ve dili aşağı doğru iten çocukta alt çene yeterince büyümez, arka dişler aşırı uzar, alt çene geriye ve aşağı doğru rotasyon yapar, üst ve alt ön dişler arasındaki açıklık artar, damak kubbesi derinleşir, Angle Sınıf II kapanışa meyil artar, alt yüz yüksekliği artar, yüz uzar ve gerilmiş yanaklar üst çeneye basınç yaparak üst çenenin yanlara doğru gelişememesine ve dar kalmasına sebep olur. (1,2,3,4,5) Ayrıca, ağzın sürekli açık kalmasına bağlı dişetlerinde kuruluk ve kırmızı görünüm mevcuttur.

Ağız solunumunda çocuklar üst dudak kaslarını kullanırlar.  Üst yan kesici dişlerin hizasında dudağı çepeçevre saran dudak kasının dudak birleşme noktasını aşağı doğru çekerler. Bu kas hareketi her gün 24 saat olduğu zaman üst dudağın tam ortasındaki filtrum bölgesi hareketsiz kalır. Yutkunma sırasında bu filtrum bölgesi aşağıya doğru hareket etmek yerine, ağzı kapatmak için alt dudak yukarıya hareket eder ve çene kasları kasılır (1).





Ağız solunumu hakkında bizim düşüncemiz nedir?

Yukarıda anlatılan sebeplerden dolayı, ağız solunumunun erken ve doğru teşhisi çok önemlidir. Ailelerin,  çocuk diş hekimlerinin, ortodontiuzmanlarının, kulak burun boğaz ve çocuk doktorlarının bu şekilde burun solunumu yapan çocukları doğru şekilde teşhis etmesi ve çenesel yapı ile vücudun geri kalan organlarının bir bütün halinde olduğunu unutmadan birlikte tedavi etmesi gerekmektedir. Eğer burundaki tıkanıklık alerjik veya kronik rinit, sinüzit gibi ilhitabi bir durumdan kaynaklanıyorsa, öncelikle KBB uzmanı etkeni ortadan kaldırmalı, ağızdan soluma egzersizleri vermeli ve tedavinin devamı için bir ortodonti uzmanına yönlendirmelidir. Eğer bademcik ve geniz eti ameliyatı gerekiyorsa, bu cerrahi işlemin karışık dişlenme dönemindeyken yapılması, çocuğun tekrar normal büyüme paternine yaklaşması ve sağlıklı fiziksel ve psikolojik büyümesi için önem taşımaktadır.  

Ayrıntlı bilgi için https://www.ortodontist.net sitemizi ziyaret edebilirsiniz.


1- Patti, A. and D’Arc, G.P. ''Clinical Success in Early Orthodontic Treatment''. 1st Edition, Quintessence Publishing, New Malden, Surrey, 26-29, 2000.

2- Chung Leng Muñoz I, Beltri Orta P. ''Comparison of cephalometric patterns in mouth breathing and nose breathing children.''Int J Pediatr Otorhinolaryngol. Jul;78(7):1167-72, 2014.

3- Paiva Franco L., Quiroga Souki B., Pereira T.B.J., Meyge de Brito G., Gonçalves Becker H., and Pinto J.A. ''Is the growth pattern in mouth breathers comparable with the counterclockwise mandibular rotation of nasal breathers?'' A. J. Orthod. Dentofacial Orthop. 144: pp. 341-348, 2013.

4- Paul J,L , Nanda  R.,S. '' Effect of Mouth Breathing on Dental Occlusion'' The Angle Orthodontist Apr 1973, Vol. 43, No. 2 pp. 201-206, 1973.


5- Franco LP, Souki BQ, Cheib PL, Abrão M, Pereira TB, Becker HM, Pinto JA. ''Are distinct etiologies of upper airway obstruction in mouth-breathing children associated with different cephalometric patterns?'' Int J Pediatr Otorhinolaryngol. Feb;79(2):223-8, 2015.

20 Şubat 2015 Cuma

Ortodontik Tedavide Doğru Bilinen Yanlışlar IV

Ortodontide Doğru Bilinen Yanlışlar IV


Diş tellerinin takılması çok can yakıcıdır ve ortodontik tedavi sırasında çok ağrı hissedilir - YANLIŞ 



Bu yanlış bilgi sebebiyle kişiler tel tedavisi olmayı ertelemekte veya bu tedaviye hiç başlamamaktadır. Oysaki, tellerin takılması sırasında sanılanın aksine büyük ağrılar yaşanmaz. 

Diş telleri takılmadan önce, eğer büyük azı dişlerine bant yapılacaksa, bir önceki randevuda azı dişlerinin arasına separasyon lastikleri denen küçük lastik halkalar yerleştirilir. Bu lastikler belirli bir süre ağız sıvılarının etkisiyle şişer ve azı dişinin çevresinde çok küçük bir aralık oluşturur. Lastik, diş ve dişeti arasına yerleştiği için dişlerin arasına yemek artığı kaçmış gibi hissedilir. Bu his biraz rahatsız edicidir, çünkü bir iki gün boyunca dişetindeki lastikler baskı yapar. 

Dişler arası açılınca artık o sıkışma hissi de geçer. Bu lastikler sayesinde, telin takılacağı randevuda, azı dişlerine bant uygulaması çok rahat yapılır ve hasta, bant yerleştirilirken baskı sadece biraz hisseder. Bant denilen materyal, azı dişlerine takılan yüzük gibidir. En uygun bant seçilir ve dişe en iyi şekilde oturtulması gereklidir. Bantların içine yapıştırıcı sürülür ve ışıkla yapıştırıcı sertleştirilir.



Dişlerin ön yüzlerine uygulanan braketler ise hiçbir ağrı sızı yaratmaz.  Önce, dudakları iki yana doğru açmak ve dişleri net bir şekilde görebilmek için ekartör denilen aparat yerleştirilir. Daha sonra, dişler hava spreyi ile kurutulur. Dişlerin en üst tabakası olan mine yüzeyini pürüzlendirmek, böylelikle braketlerin yapışmasına olanak sağlamak için dişlerin yüzeyine ortofosforik asit sürülür. Yeterince bekledikten sonra dişler basınçlı su ile güzelce yıkanır. Hasta, ekşi bir tat hisseder, ağız içi bol su ile yıkanınca hissedilen ekşi tat geçer. Dişlerin mine yüzeyi tamamen kurutulduktan sonra tebeşirimsi beyaz bir renk alır. Artık braketler dişlere yapışmaya hazırdır. Kullanılan yapıştırıcı talimatlarına göre yapıştırıcılar braketlerin arkasına sürülür ve dişin ortasına yapıştırılır. 



Işıkla sertleşen yapıştırıcı kullanılıyorsa, braketler diş üzerinde doğru konumlarına yerleştirildikten sonra, özel ışın aleti ile yapıştırıcı sertleştirilir. Böylelikle braketler dişlere tutturulmuş olur. Bu yapıştırıcıların bir yapışma kuvveti vardır. Tüm tedavi boyunca ağızda sağlam kalabilmeli, ancak tedavi bittiğinde rahatlıkla sökülebilmelidir. Bu sebeple, ortodonti hastalarının dikkat etmesi gereken kurallarçok net bir şekilde belirtilmiştir.




Tüm braketler dişlerin yüzeyine yapıştırıldıktan sonra, ağzı açmaya yarayan ekartör çıkartılır. Dişleri hareket etmesini sağlayan teller, braketlerin içinden geçecek şekilde takılır.



İlk randevuda takılan teller ince ve yumuşaktır. Dişlerin üzerine gelen kuvvet dişi hareket ettirirken aynı zamanda dişi çevreleyen kemiğe baskı yapmaktadır. Bu durum ilk günler  biraz ağrı veya rahatsızlık hissi oluşturabilir. Bu his kişiden kişiye değişmektedir. Kendinden bağlanan braketler kullanıldığında baskının ve duyulan rahatsızlığın çok daha az olmaktadır. Diş hareketi başlamadan, kişinin ağrı duyup duymayacağı bilinmemektedir. İlk bir iki gün bu sıkışma ve baskı hissi devam eder. Rahatsızlık durumunda ağrı kesici kullanılabilir. Daha sonra bu his ortadan kalkar. 



Daha fazla bilgi için;
0 (216) 349 25 10